Pasaportun Tarihi ve Türkiye’de Pasaport

Günümüzdeki pasaportlara benzer olarak ilk defa M.Ö. 450 de rastlanmaktadır. Eski Pers Kralı Artaxerxes’e hizmet veren Nehemiah, “nehrin ötesindeki yöneticilerin” Filistin’in güneyinde güvenli bir geçiş sağlaması için kraldan bir belge istedi. Kral Nehemya’ya güvenli bir şekilde geçebilmesi için bir mektup verdi. Ve bugün Kanada pasaportlarında hala benzer bir mektup var. Nehemya’nın mektubunda olduğu gibi, bu mektup da pasaport sahibinin güvenli bir şekilde geçmesini ve korunmasını istiyor. Pasaportun tarihi denilince kelime  kökenini de bakmak gerekir, Fransızca’dan geliyor. “Passe” (geçiş) ve “Porto” (liman) kelimelerinin birleşimidir.

Bu mektuplar Fransa’nın Louis XIV yönetiminde popülerlik kazanmıştır. Fransız kralı, şahsi imzalı “liman geçişi” mühürlü mektupları ile seyahatlerin o yıllarda deniz yoluyla  güvenli bir şekilde yapılmasını sağlamıştır. Üst düzey mahkeme üyelerinin güvenli ve özgür bir şekilde seyahat etmesine yardımcı olmuştur.

Neredeyse tüm Avrupa ülkeleri, 70 yılı aşkın bir süre boyunca Louis XIV döneminde kullanılan bu sistemi kullandılar fakat zaman içinde bu sistemin yerine günümüzdeki sistem yerini aldı. Günümüzdeki pasaport sisteminin temeli bu şekilde atılmış oldu.

Pasaportun Tarihi Değişimi

19. yüzyılın ortalarından itibaren demir yolu taşımacılığının popülerlik kazanması, Avrupa’da bir turizm patlamasına neden olmuş ve pasaport ve vize işlemlerinde tam bir dönüm noktasına yol açmıştır. Ancak 1861’de Fransız hükumeti pasaport ve vize işlemlerini kaldırdı ve birçok Avrupa ülkesi bu eylemi izledi. Birinci Dünya Savaşının 1914’de başlaması, uluslararası güvenlik endişelerini gün ışığına çıkardı ve böylece pasaport ve vizeler “geçici” bir önlem olarak tekrar uygulamaya konuldu.

Ülkemizde Pasaport Tarihi

Ülkemizdeki ilk pasaport, II. Mahmud döneminde denizaşırı yolculuklar için Osmanlı İmparatorluğunda 1808’lerde düzenlenmiştir. O zamana kadar, Osmanlı halkı, kendi ülkelerinden pasaport vermelerini isteyecek ve Türk büyük elçileri de bu işleme tabi tutulacaktı. Bu prosedür Osmanlı İmparatorluğu için aşağılayıcıydı. Böylece II. Mahmud bir düzenleme yaptı ve üç farklı pasaport prosedürü getirdi. Dış işleri Bakanlığının Osmanlı konularına (Müslüman insanlar), rayalara (Hristiyanlar) ve elçilere pasaport çıkarması şartı getirdi. Bu prosedürle yurt dışına seyahat eden Osmanlı vatandaşları pasaport kullanmaya başladı. Ayrıca, Osmanlı İmparatorluğu döneminde geçiş lisansı adı verilen bir iç pasaport vardı. Bu pasaport ülkede seyahat etmek için alınmış olmalı ve özellikle İstanbul’a seyahat etmek için kullanılmıştır.  Yerel yöneticiler bu belgeyi verirdi. İkinci Meşrutiyet döneminde bu işlem iptal edildi.

Pasaportun Tarihi

Pasaportlar, tarih boyunca el yazısı referans mektuplarından kitapçıklara ve kitapçıklardan mikro çipli belgelere dönüşerek her zaman iyileştirildi. 20. Yüzyılda (1920, 1926 ve 1947) düzenlenen uluslararası pasaport konferansları, mevcut modern görünümlerini elde etmek için pasaportların geliştirilmesinde önemli bir rol oynadı. 1920’deki konferans, pasaportların kitapçık olarak ve en az iki dilde (birinin Fransız olması gerektiği) düzenlenmesine ve en az iki yıl ve tercihen beş yıl süreyle geçerli olmasına karar verdi. Günümüzde standart pasaportlar isim, soy isim ve doğum tarihi gibi açıklayıcı bilgiler içermektedir. Pasaportlardaki mikro çipler, bilgilerin biyo metrik olarak işlenmesini sağlar ve böylece onları özel cihazlar aracılığıyla okutturur. Bu sistem pasaportları daha güvenli hale getirdi ve sahteciliği asgariye indirdi.

Pasaportun Tarihi

​Son zamanlarda, e-pasaport adı verilen sisteme başlanılarak “yeni nesil” pasaportlar ortaya çıkmıştır. Bu pasaportlara yüklenen elektronik fişler sayesinde sahteciliğin önüne geçilmiş oldu. Basit bir seyahat mektubuyla başlayan pasaportlar, o zamandan beri her zaman geliştirildi ve günümüzde uluslararası seyahatlerde en önemli kimlik belgesi haline geldi.


Yorumlar

POPÜLER HABERLER