Işık Hızına Ulaşırsak Ne Olur?

Teknoloji baş döndürücü biçimde günden güne ilerlemesine devam etmekte. Örneğin matbaa M.S. 6. YY’ın sonlarında icat edilmiş fakat ilk kullanımı 7.YY’da olmuştur. Gerçek anlamda ise ilk kullanımı 15. YY’a kadar uzanmaktadır. Ama çağımızda öyle mi? Özellikle 19. YY’dan itibaren teknoloji her gün gelişerek büyümektedir. 2 saniyede herhangi bir dilden, başka bir dile çeviri yapan bilgisayarlar, üzüm tanesinin üzerindeki zarı soyabilecek seviyede mikro cihazlar,  dünyanın bir ucundan evindeki kombiyi ayarlayabileceğiniz sistemler mevcut. Peki ışık hızı terimini kullanmak ne kadar doğru?

Yüksek hız demişken insanoğlu artık ses hızına ulaştı, hatta geçti bile. Neydi ses hızı? Hafızamızı tazeleyelim, kabaca 340 m/s. Herkesin anlayacağı dilden saatte yaklaşık olarak 1.235 km. Bu değerin üzerinde hareket edebilen araçlar üretilebildi.

Işık Hızına Ulaşmak Mümkün Mü?

Peki sizce insanoğlu asıl hedefine ulaşabildi mi, yani ışık hızına? Şuan için bu pek mümkün gözükmese de teknolojinin baş döndüren ilerlemesi karşısında çok emin konuşmamak gerekir. Evet ışık hızı inanılmaz saniyede yaklaşık olarak 300.000.000 metre (1.080.000.000km/saat). Fırtınalı havalarda şimşek çakar ama saniyeler sonra sesini duyarız ya.. İşte bu ışığın ve sesin hız farkından kaynaklanmaktadır. Elbet bir gün insanlık ışık hızına da ulaşacaktır.

Hiç düşündünüz mü ulaştığında neleri yapmayı planlamaktadır? Pek çoğunuzun aklına ilk olarak bilim-kurgu filmlerinden tanıdık ışınlanma gelecektir eminim. Bir kabinin içerisine giriyorsun sonrasında hiç hareket etmeden çok başka bir yerde buluyorsun kendini. Güzel olmaz mıydı? Ama ışık hızına ulaşılmış olsa bile bu pek mümkün değil. İnsanın vücut yapısı max. 10 G’lik bir basınca dayanabilir. G dediğimiz yerçekimi kuvvetidir. Dünya üzerinde yaklaşık olarak 9,81 m/s2’dir. Ay’da ise bu kuvvet Dünya’nın 1/6’sı kadardır. 60 kg ağırlığındaki bir insan Dünya’da 600 Newton gelirken, Ay’da 100 Newton’luk kuvvete sahiptir. İvme birim zamandaki hıza verilen addır. İnsan hangi hızla gidiyorsa iç organları da o hıza sahiptir. Bütün bu verilerin eşliğinde toparlayacak olursak insan vücudu “0” hıza sahipken bir anda ışık hızına ulaştırılırsa yüksek ivmelenme ile etki-tepki oluşur ve içten dışa doğru parçalanmalar meydana gelir.

Işık Hızı Mı Ses Hızı Mı?

Sorumuza geri dönecek olursak ışınlanma değilse bilim insanlarının asıl amacı nedir öyleyse? Enerjinin Korunumu Yasası’na göre “hiçbir şey yoktan var edilemez, varken yok olamaz..”  Fakat entropiden dolayı da hiçbir sistemin verimi %100 değildir. Durgun bir suya taş atarsanız merkezden dışa doğru dalgalar oluşturur. Halkanın büyüklüğü arttıkça dalga boyu küçülür ama yine de ilerlemesine devam eder. Ağzımızdan çıkan ses dalgaları da böyledir. Varlığın olduğu her yerde, uzayda ilerlemesine devam edecektir. Belki sürtünme direncinden dolayı veya çarpmaların etkisiyle dalga boyları küçülecek ama yine de ilerlemesine devam edecektir. Binlerce sene önce konuşulan konuşmalar ses dalgaları halinde evrende hala ilerlemesine devam etmektedir. Örneğin 2.000 sene önceki konuşmalar kabaca hesapla 2.000 yıl x 365 gün x 24 saat x 60 dakika x 60 saniye x 340 m/s  = 2.144.448 x 107 m bizden uzaklıkta ilerlemesine devam etmektedir. Işık hızı ile yaklaşık olaraksa sadece 20 saat uzaklıktadır. İşte insanoğlu ışık hızına ulaşabilirse binlerce önce konuşulanları yakalayabilir. Bundan sonraki aşamalarda belki de dalga boylarını yükseltip, katmanları ayrıştırarak geçmişini öğrenme fırsatı bulur. Her toplum kendi inandıkları ile ilgili muhakkak bir şeyler öğrenebilir. Asıl amaçlanan da budur. Kimbilir belki de Hıristiyanlar yüzyıllardır aradıkları gerçek İncil’e ulaşmış olurlar veyahut Müslümanlar Hz. Muhammed’i daha iyi anlayabilirler.

Cumhuriyetimizin kurucusu ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün dediği gibi “Geçmişini bilmeyen geleceğine yön veremez.” Geçmiş bu yüzden çok önemli, unutulmamalı ve öğrenilmelidir..


Yorumlar

POPÜLER HABERLER