İran İslam Devrimi nedir?

İran İslam Devrimi nedir? Devrim Öncesi gelişen olaylar ve İran İslam Devrimi nedir? konu hakkında detaylı bilgileri yazımızda sizler için derledik.

 

İran İslam Devrimi Nasıl Başladı?

Şah, yılın ilk günlerinde kamuoyuna açıkladığı altı maddelik plan Beyaz Devrim etiketi ile tanıtılmıştı. ABD’nin desteklemiş olduğu  plan, kapsamlı bir toprak reformunun yanında. Kadınların sosyal hayata daha fazla katılımını, özelleştirilmenin yaygınlaştırılmasını ve yabancı yatırımların teşvik edilmesini öngörmekteydi. Elbette  bunlar, Şah’ın iktidarının sağlamlaşması ve ulema sınıfının gücünün kırılmasına yönelik adımlardı.  Mensup olduğu kesim adına tehlikeyi önceden sezen Humeynî, ulemanın temsilcilerini Kum’da topladı. Hepsinin onayını alıp, 22 Ocak 1963 günü oldukça sert bir bildiri yayınlayarak Şah’ın politikalarını açık şekilde kınadı.

Muhammed Rıza Pehlevî, iktidarına karşı açıktan cephe alan  Humeynî’nin tutuklanmasını emretti. 5 Haziran 1963’te tutuklanan Humeynî, sekiz ay boyunca ev hapsinde kalmasından sonra, 1964  başında salındı. Bu süreç içinde İran’ın çeşitli kentlerinde Humeynî lehine düzenlenen gösterilere güvenlik güçlerinin müdahalesi oldu. 400’e yakın insan hayatını kaybetti. Söz konusu olaylar, İran takvimine göre çatışmaların başladığı aya işaretle, “15 Hurdad Ayaklanması” diye anılır. İran yakın tarihte, Şah’ın devrilmesine giden sürecin dönüm noktasından biri de budur.

İran İslam Devrimi

1979 Devriminden önce İran’da Yaşam

Sürgün Yılları

Gözetimli olarak serbest bırakıldığı 1964 yılı boyunca Şah aleyhine açıklamaları süren Humeynî. Kasım ayında, Şah’ın İran’daki Amerikan askerlerinin yargılamadan muaf tutulmasına dair kararını yüksek sesle protesto edince yine tutuklandı. Pehlevî rejimi, Humeynî’yi bu defa ülke sınırları dışına çıkarmaya karar vermiş. Bunun için de komşu ülke Türkiye’yi seçmişti. 4 Kasım 1964’te Türkiye’ye sürgüne gelen Humeynî, Bursa ilinde MİT görevlisi Ali Çetiner’in evinde kaldı. Bursa’daki 11 ay zorunlu ikâmetin ardından, 1965 ekim ayında Humeynî’ye nihayet Türkiye’den ayrılma izni verilmiştir. O da kendi isteği ile Irak’ın Necef kentine yerleşti. Humeynî, 1978’de dönemin Devlet Başkan Yardımcısı Saddam Hüseyin’e Şah’ın yaptığı baskı neticesinde ayrılmak durumunda kalıncaya kadar. Yaklaşık 13 yıl burada yaşadı. Devrimden kısa  süre önce, son kez Fransa’ya sürgün edilen Humeyni. 1 Şubat 1979’da Tahran’a dönmesine dek geçen sürede, Paris’in batısında ikâmet etti.

1979’da Şah’ın devrilmesinden sonra kurulan “İslâm Cumhuriyeti”nin  zemini, ortaya atılan bu teoriyle sağlanabilmiştir. Humeynî , İran’a kasetler şeklinde sokulup ülkenin tüm şehirlerinde dinlenen tesirli konuşmalar yaparak Şah’ın şahsı ve iktidarını direk şekilde hedef almaya devam etti. İran’da rejim karşıtı protestoların giderek yaygınlaşması ile güvenlik güçlerinin kalabalıkların üzerine ateş açmasına paralel olarak. Humeynî’nin kullandığı dil de beraberinde sertleşti. Şah’ı “Amerikan ajanı”“Yahudi uşağı” gibi sıfatlar ile anan Humeynî’nin üslubu, artık geniş kitlelerce  benimseniyordu.

Humeynî oğlu Mustafa’nın 23 Ekim 1977’de rejimin istihbarat örgütü SAVAK  düzenlediği bir saldırıyla kurban gitmesi. İran’ın bütün şehirlerinde halkın sokaklara dökülmesine neden oldu. Birkaç ay sonra, 7 Şubat 1978 günü rejimin kontrolündeki gazetede çıkan. Humeynî’yi “ hain” olarak tanımlayan yazı  Şah’ın devrilmesine giden yolda, köprüden önceki son çıkışın  geçildiğine işaret ediyordu.

Sokakların yeniden hareketlenmesine neden olan yazıdan sonra protesto gösterileri ve rejimin göstericilere yönelik kanlı müdahaleleri artık sürekli hale gelecek. İran halkının öfkesi  16 Ocak 1979’da Şah ve ailesi ülkeyi terk ettiğinde hafifleyecekti.

Devrim öncesi sosyal yaşam

Kasetle Gelen Devrim

İran’da tüm bunlar olurken, Şah yakın çevresindeki az sayıda insanla geminin su almasını engellemeye çalışmaktaydı. Uzun süren baskıcı bir iktidarın son zamanlarında  etrafında  güvenebileceği kimse kalmamıştı. Kendisine karşı öfkeyi daha fazla baskı ve saldırıyla önlemeye çalışma gibi bir yanlışa sürüklenmişti. Dahası, henüz kimsenin bilmediği bir şey daha vardı. Şah, lenf kanserine yakalanmış ve kendisini tedavi eden Fransız doktorlar. Sokakların kan gölüne döndüğü o sıkıntılı aylarda sıklıkla İran’a gidip gelmeye başlamıştı. 16 Ocak 1979’da çıkılan  son seyahat, İran’da bir dönemin  sonu olacaktı.

Humeynî, Şah’ın ülkeden ayrılmadan önce başbakan  atamış olduğu  Bahtiyar’ın sağladığı  izinle, 1 Şubat 1979 günü, sürgünde olduğu Fransa’dan İran’a döndü. Kendisini karşılamak için Tahran’a akan insan selinin 4 milyona ulaştığı tahmin ediliyordu.


Yorumlar

POPÜLER HABERLER