İktisat Nedir? Arz – Talep Nedir?

İktisat Nedir? İktisat, dilimize Arapçadan  giren ve “tutumluluk” anlamına gelen bir kelimedir. Yunancada “ev” anlamına gelen “oikia” ve “kural” anlamına gelen “nomos” kelimelerinin birleşiminden meydana gelen, esas anlamı “ev kuralları / yönetimi” olan ve dilimize Fransızcadan giren “ekonomi” kelimesiyle aynı anlama gelmektedir. Terim anlam olarak iktisat bilimini karşılayan iktisat ifadesi, anlamından da anlaşılacağı üzere esasında tutumluluk üzerine kurulu bir bilimdir. Peki tutumluluk derken neyi kast ediyoruz?

İktisat Nedir

İktisat Nedir

 

İktisat Nedir?

İktisat biliminin konusunu anlamak için öncelikle insanı anlamak gerekir. Biz insanlar canlı varlıklar olmanın bir gereği olarak çeşitli şeylere ihtiyaç duyan ve  hayati fonksiyonlarının devamını sağlamak için bu ihtiyaçları gidermek zorunda  olan varlıklarız. Fakat takdir edersiniz ki zaman ve teknoloji geliştikçe insanlığın ilk zamanlarında, az sayıdaki insana yeten, çeşitlilik anlamında az ama miktar bakımından çok olan kaynaklarımız, ihtiyaçlarımızın giderek artması ve çeşitlenmesi üzerine tüm insanlığa yetmemeye başlamıştır.  İnsan nüfusunun gelişen teknoloji, yaşam standartları ve sağlık koşullarıyla özellikle son yüz yılda büyük bir hızla artması ve daha önce lüks olarak tabir edilen pekçok şeyin artık bir ihtiyaç olarak hayatımızda yer alması iktisat biliminin bizler için öneminin de denli büyük olduğunu göstermektedir.

 

 

Kısaca belirtmek gerekirse iktisat: biz insanların sonsuz denebilecek kadar çok – ve de giderek artan-  miktardaki ihtiyaçlarını, kıt olarak tabir ettiğimiz kaynaklarla karşılama çabasını inceleyen sosyal bir bilimdir.

Tanımdan da anlayabileceğiniz üzere iktisat biliminin üzerinde durduğu iki çok önemli kavram mevcut. Bunlar ihtiyaç ve kıtlıt kavramlarıdır.

İktisat Nedir

İktisat Nedir İktisat Nedir İktisat Nedir

 

İhtiyaç Nedir?

İhtiyaç kavramını, karşılanmadığı zaman insanlarda eksiklik duygusuna sebep olan, karşılandığı zaman ise haz duygusu oluşturan durum veya nesneler şeklinde tarif edebiliriz. İktisadi anlamda “ihtiyaç” da bu bağlamda ele alınır ve kültürlere, milletlere ve insanlara göre değişiklik gösterebilir. Örneğin sigara içen biri için sigara bir ihtiyaç sayılırken, içmeyen biri için değildir veya beslenme kültüründe yılan bulunan bir toplum için yılan bir ihtiyaçken, bulunmayan bir toplum için değildir. Peki ya hava veya deniz, bunlar da birer ihtiyaç mıdır? Elbette ki evet. Peki bunlar sınırlı kaynaklar mıdır? Tabi ki de hayır çünkü dünyada tüm insanlara yetecek kadar mevcutlar. Peki o zaman esasında bir ihtiyaç olan bu kaynaklar iktisadın alanına girer mi? Hayır, bu kaynaklar birer ihtiyaç olmalarına rağmen iktisadın alanına girmezler çünkü iktisadın ikinci değerlendirme kriteri olan “kıtlık kanununa” göre bu mallar “kıt mallar” değil “serbest mallardır” yani insanların hiçbir ücret ödemeden ulaşabileceği, herkese yeten kaynaklardır.

İhtiyaç kavramı göreceli bir kavramdır ve zamanla değişebilir bir tanımıdır. Örneğin bundan kırk yıl önce lüks diye tabir ettiğimiz ve ancak sınırlı sayıda insanın ulaşabildiği doğal gaz bugün bir ihtiyaç konumundadır. Veya buzdolabı, çamaşır makinesi gibi cihazlar da daha önce lüks kabul edilirken bugün birer ihtiyaç konumundadır. Bunun sebebi şartların değişmesi ve insanların oluşturdukları yeni düzeni bu tür malların üzerine inşa etmeleridir. Kısaca açacak olursak, eskiden müstakil evlerinin bahçelerinde yemeklerini ateşli fırınlarda veya ocaklarda pişiren insanların bugün apartman dairelerinde bu tür bir imkanlarının bulunmaması, insanları alternatif çarelere yönlendirmiş, sonuç olarak kurulan yeni sistemde doğal gaz önemli bir ihtiyaç haline gelmiştir.

 

İktisat Nedir

İktisat Nedir İktisat Nedir

Kıtlık Kanunu Nedir?

Kıtlık kanunu ya da diğer ismiyle “nedret kanunu” insanların ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kalan, dolayısıyla da iktisadi anlamda değer arz eden kaynaklardır. Fakat yukarıda da belirttiğimiz üzere her ihtiyaç kıt değildir. Kıt olmayan ihtiyaçlara “serbest mallar” denir ve parayla alınıp satılmazlar ama ne zaman ki bu mallar da tüm insanlara yetmeyecek düzeye ulaşırsa o zaman bu mallar da birer kıt kaynak haline geleceğinden iktisadi değer kazanır. Örneğin havanın sürekli olarak kirli olduğu yerlerde yaşayan insanlara temiz hava satılabilir ve bunun örneği de vardır. Ama genel olarak havayı serbest mal olarak nitelendiririz.

 

Sonuç olarak bir şeyin iktisadi anlamda değer görebilmesi için iki özelliğe sahip olması gerektiğini belirttik. Bunlar “ihtiyaç olma” ve “kıt olma” durumlarıdır. İhtiyaç, kısmen göreceli olduğu için bir şeyin bir kişi veya toplum için ihtiyaç olmaması onun başka bir toplum için de ihtiyaç olmadığını dolayısıyla da iktisadi değeri olmadığını göstermez.

 

Peki, iktisadi anlamda değerli kabul edilen bir mal veya hizmet ne şekilde ihtiyaç sahiplerine ulaşır? İşte bu noktada arz ve talep dengesi üzerine kurulu “piyasa” devreye girmektedir.

 

 

Piyasa Ne Demektir?

Piyasa: Satıcı konumundaki üreticilerin ürünlerini alıcılarla buluşturabilmeleri için kurulan sistem, kısaca “pazar” diyebiliriz. Piyasa temel olarak arz ve talep üzerine kurulur.

 

Talep: İhtiyaç duyulan ürünün satın alım gücü ile desteklenmesi sonucu ortaya çıkan isteğe denir. Örneğin siz iki ekmek olmak istiyorsunuz ve bu iki ekmeği alacak paranız da varsa bu, talep olarak nitelendirilir ama sizin bir araba alacak paranız yokken sizin araba almayı istemeniz bir talep olarak nitelendirilmez çünkü bu isteğiniz satın alım gücü ile desteklenmemektedir. Henüz bu arabayı alacak güçte olmadığınız için bu isteğiniz, tıpkı elinizin yetişemediği diğer istekleriniz gibi piyasaya talep olarak yansımaz.

İktisat Nedir

İktisat Nedir İktisat Nedir

Arz: Günlük dildeki kullanımından farklı olarak, belirli bir süre zarfında (ay, yıl, dönem…), belirli bir piyasaya sürülen malların miktarına arz denir. Örneğin, bu yılki X marka araba arzından kast edilen şey, bu yıl içerisinde piyasaya sürülen X marka araba sayısıdır.

 

Talep ve arz sürekli olarak aynı kalmaz. Çeşitli faktörlere bağlı olarak değişiklik gösterir. Bu faktörlerin başında “fiyat” gelir. Bir ürünün fiyatına bağlı olarak arz ve talep değerleri artar veya azalır. Örneğin ithal bir araba alacaksınız ama o sırada kur yükselmiştir, buna bağlı olarak arabanın ülkenizdeki satış fiyatı da yükselince daha önce elinizdeki bütçeyle alabildiğiniz bu araba artık maddi gücünüzün üzerine çıkmıştır veya hâlâ alabileceğiniz seviyededir fakat bütçenizdeki yerinin büyümesine bağlı olarak sizin için risk teşkil etmektedir. Bu durumda siz bu arabayı almaktan vaz geçersiniz. Ne oldu? Talep azalmış oldu. Talep azalınca dolayısıyla da alım miktarı azaldı. Alım miktarı azalınca üretici de üretimde düşüşe geçti. Sonuç olarak fiyatların yükselmesi hem arzı hem de talebi etkilemiş oldu.

Tabi arz ve talebi etkileyen unsurlar fiyattan ibaret değildir. Arz ve talep; nüfusa, zevk ve alışkanlıklara, fiyatla ilgili beklentilere, tüketici gelirine, hammaddeye ve daha pekçok şeye bağlıdır. Fakat fiyat, bariz bir şekilde en belirgin kriterdir.

 

 


Yorumlar

POPÜLER HABERLER