Eğitim Sistemimiz Geleceğe Hazır Mı?

Yeni eğitim sistemimizdeki sorunların başında kuşkusuz eğitimin gerçek hayata getirisinin az olmasıdır. Yani bir başka deyişle teorik olarak elde edilen bilgilerin pratik hayatımıza yansımamasıdır. Öğrencilerimizin “hocam bu bilgiler nerede işimize yarayacak?” türünden klişe soruları aslında sorunun özünü ortaya koymaktadır. Eğitim Sistemimiz Geleceğe Hazır Mı?

Eğitim Sistemimiz Geleceğe Hazır Mı?

Eğitim Sistemimiz Geleceğe Hazır Mı?

Eğitim Sistemindeki Sorun Nedir?

Peki sorun nedir? Olması gereken sistem artık bilgileri ezberleyip sınavda kağıda dökme mantığından çıkarak yani bir kaptan diğerine bilgi aktarma yanılgısından çıkarak modern dünyaya uyum sağlamaktır. Biraz eğitim sistemimizin fütürist yaklaşımlara ihtiyacı var. Yani geleceği şimdiden görmek, geleceği doğru kurgulamak.

 

Öğrencilere büyüyünce ne olacaksın sorusuna verilen cevaplardan da anlaşılacağı üzere öğrenciler genellikle klasik cevaplarla yetinmektedir. Öğretmenlik, doktorluk, mühendislik vb. Peki soruyu biraz daha detaylandırsak. Mesela hangi alanda doktor olmak istiyorsun? Hangi alanda mühendis olmak istiyorsun? Keşke şöyle cevaplara daha fazla rastlasak ben genetik mühendisliği okumak istiyorum. Bu yolla kök hücre tedavisiyle omurilik felçlilerini sağlıklarına kavuşturmak istiyorum.

Eğitim Sistemimiz Geleceğe Hazır Mı?

Eğitim Sistemimiz Geleceğe Hazır Mı?

Ancak mevcut eğitim sistemimiz halen tekdüze bir bilinçle ve basmakalıp olarak nitelenebilecek  bir anlayışla devam etmektedir. Bu ivmeyi daha yukarılara taşımak kuşkusuz önümüzdeki yüzyılı doğru anlamaktan geçmektedir. Önümüzdeki yüzyıl bizden ne istiyor?
Dünya nereye doğru evriliyor? Biraz fütürist bir bakış açısıyla artık robotlar değil robotu yapan robotlar, gerçeğe yakın simülasyonlar, yapay zekalar, akıllı evler ve arabalar ki bu arabalar sürücüsüz tabi ki. Hatta hyperloop denilen ve saatte iki üç bin kilometre hıza ulaşan trenler.
Peki biz bu bilincin neresindeyiz? Halen teste dayalı, öğrencileri dört şık arasına hapseden ve soruyu yazanla aynı duygu ve düşüncede olmadan çözülemeyen  o bitmek bilmeyen sorular, Alfabedeki yirmi dokuz harfi içeren değişik nitelikte sınavlar vb. Her yıl harflerin yeri değiştirilerek aynı menülerin tekrar önümüze sunulması.

Eğitim Sistemimiz Geleceğe Hazır Mı?

Oysa ki Avrupa’da böyle olmadı bu değişim. Önce reform sonra rönesans daha sonra sanayi inkılabı. Peki özellikle rönesansta ne oldu? İnsanlar gözlerinin önündeki perdeyi aralayarak bilim, sanat, kültür ve edebiyat alanlarında yeniden doğuş içerisine girdiler. İşte bizim sorunumuz tam bu noktada devreye giriyor. İhtiyacımız olan değişimin adı rönesans. Yani yeniden doğuş.


Yorumlar

POPÜLER HABERLER