21 Mart Nevruz Bayramı; Türk Kültüründe Nevruzun Yeri

Bugün Nevruz diye bilinen, Türkiye Cumhuriyeti topraklarında eski itibarına sahip olmasa da Orta Asya Türk Devletlerinde hala coşkuyla kutlanan binlerce yıllık bir gelenektir. 21 Mart Nevruz Bayramı…Türk Kültüründe Nevruzun Yeri…

21 Mart Nevruz Bayramı

21 Mart Nevruz Bayramı

21 Mart Nevruz Bayramı

21 Mart Türk kültüründe Ergenekon’dan çıkışın yıl dönümüdür. Ergenekon destanını zaten hepiniz bilirsiniz. Yine de kısaca özetlersek gerekirse;

Oğuz Han soyundan İl Han, bir savaşta yenilince, oğlu Kıyan ve evdeşi Nüküz kaçıp kurtulmayı başarır.  Geçir vermez dağlarda yabani koyunların tuttuğu bir yolu izleyip dar bir geçitten geçerek bir vadiye varırlar. 

Verimli çayırların, akarsuların, meyve ağaçlarının ve av hayvanlarının olduğu bir cennet gibidir bu vadi. Buraya maden yeri anlamına gelen Ergene Kon adını verirler.

 

400 sene burada yaşarlar ancak gün gelir çoğalırlar ve vadiye sığmaz olurlar. Atalarının geçtiği geçir çoktan unutulmuştur. Demircilerden biri demirden dağın eritilerek bir geçit açılabileceğini söyler. Böylece yetmiş yerde körükle ateş yakılır.

 

21 Mart tarihi yani bahar ekinoksu da bu sebeple her yıl Ergenekon’dan  çıkışın yıl dönümü olarak kutlanır. Kutlamalarda demir dövülmesi, demirden dağın eritilmesine yapılan bir atıftır.

 

Bu elbette işin efsane kısmı. Peki, gerçekte ne olmuş olabilir? Binlerce yıldır kutlanan Ergenekon gerçekte ne?

21 Mart Nevruz Bayramı

21 Mart Nevruz Bayramı

Türk Kültüründe Nevruzun Yeri

Jean Paul Roux, Türklerin ilk yurdu  olarak Güney Sibirya’daki Tayga ormanlarını işaret eder. Bir yanı sarp dağlar diğer yanı göğü delen ağaçlarla çevrili bu bölgede atalarımız uzun yıllar yaşamıştır.

Bölgeyi görünce atalarımızın neden doğaya taptığını daha iyi anlıyorsunuz. Bilinmezliğe uzanan dev ağaçlar. Tahminim şu yönde:

Roux’nun işaret ettiği tarih aşağı yukarı son buzul çağının son dönemi. Yani Türklerin tarih sahnesine çıkışı buzul çağının hemen sonrası.

 

Atalarımızın da atalarının, buzullarla çevrili bir bölgede yaşadığı bir gerçek. Buzulların erimesinden sonra kendilerini geniş ovalara taşıyacak geçitlerin açılmış olması olası. Bu figürün zamanla Ergenekon destanına dönüşmesi de son derece mantıklı.

 

Savaşçıların mezarlarına, tekrar uyandıklarında kendilerine yardımcı olması için atlarıyla gömüldüğünü biliyoruz. En eski dönem Türk mezarlarında bulunan at kalıntıları ise ilginç bir şekilde tahta boynuzlarla gömülmüş.

Buradan anlıyoruz ki atı evcilleştiren atalarımız Tayga günlerine hala öykünüyordu. Öyle ya da böyle adına bugün Farsça nevruz dediğimiz bahar bayramımızın en 4000 yıllık bir geçmişi var.

 

 


Yorumlar

POPÜLER HABERLER